Merkez Bankası Faiz İndirimi Beklentisi Güçlendi
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) eylül ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 37,00 seviyesinde sabit bırakmasının ardından uluslararası kurumlar ve ekonomistler yeni değerlendirmelerini yayımladı.
Raporlarda, faiz indirimlerinin yılın son çeyreğinde yeniden başlayabileceği yönündeki beklentiler öne çıktı. Kurumların önemli bölümü özellikle ekim ve aralık aylarındaki PPK toplantılarını faiz indirimi açısından kritik görüyor.
TCMB Faiz Koridorunda Değişikliğe Gitmedi
TCMB, eylül ayındaki toplantısında politika faizini yüzde 37,00 seviyesinde tutarken gecelik borç verme faizini yüzde 40,00, gecelik borçlanma faizini ise yüzde 35,50 seviyesinde korudu.
Böylece politika faizi üst üste beşinci toplantıda da yüzde 37 seviyesinde bırakılmış oldu.
Matriks Haber tarafından hazırlanan rapora göre kurumların faiz indirimi beklentileri ağırlıklı olarak ekim ve aralık toplantılarında yoğunlaştı.
Raporlarda enerji fiyatları ve jeopolitik riskler, faiz indirimlerinin zamanlaması açısından en önemli riskler arasında gösterildi.
Açık tahmin paylaşan kurumların yıl sonu politika faizi beklentileri yüzde 35-36, TÜFE beklentileri ise yüzde 28-30 aralığında bulunuyor.
Dezenflasyon Süreci Faiz İndirimi İçin Alan Oluşturuyor
Kurum raporlarının büyük bölümünde son dönemde açıklanan enflasyon verileri ve öncü göstergelerin, enflasyonun ana eğiliminde gerilemeye işaret ettiği değerlendirildi.
Bu gelişme, TCMB'nin karar metnindeki önemli mesajlardan biri olarak öne çıktı.
Kurumların çoğu, iç talepteki zayıf görünümün devam etmesinin dezenflasyon sürecini desteklediği görüşünde birleşti.
Sanayi üretiminin üçüncü çeyreğe zayıf başlaması da bu değerlendirmeyi destekleyen unsurlar arasında gösterildi.
Bunun yanı sıra kapasite kullanım oranı ve PMI gibi öncü göstergelerin, özellikle iç talebin etkisiyle imalat faaliyetlerinde zayıf görünüme işaret ettiği belirtildi.
Bu gelişmelerin daha düşük faiz oranları için alan oluşturabileceği değerlendirilirken, TCMB'nin ileriye dönük yönlendirmesinde değişikliğe gitmemesi ve enflasyonda kalıcı bir bozulma yaşanması halinde sıkılaştırma mesajını koruması dikkat çekti.
Bu nedenle faiz indirimlerinin veri odaklı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla gerçekleştirilmesinin beklendiği ifade edildi.
Dış Koşullar Faiz İndirimi Açısından Risk Oluşturuyor
Yeni kurum raporlarında yurt içindeki ekonomik koşulların daha düşük faiz oranlarını desteklemeye başladığı, ancak dış koşulların henüz yeterli güvence sağlamadığı değerlendirmesi öne çıktı.
Bazı kurumlar, TCMB karar metninde yapılan değişiklikleri dezenflasyon sürecine yönelik güvenin arttığı ve bir sonraki toplantıda faiz indirimi seçeneğinin yeniden gündeme gelebileceği şeklinde yorumladı.
Buna karşın hizmet enflasyonundaki katılığın devam etmesi ve Orta Vadeli Program'da 2027 yılı enflasyon tahmininin yukarı yönlü revize edilmesinin beklentiler üzerinde oluşturabileceği etkiler, faiz indirimleri açısından takip edilmesi gereken unsurlar arasında gösterildi.
En Önemli Kısa Vadeli Risk Enerji Fiyatları
Kurum raporlarında enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmeler, TCMB'nin faiz patikası açısından en önemli kısa vadeli riskler arasında yer aldı.
Mevcut enerji fiyatlarının yüksek seviyelerde kalmasının enflasyon tahminleri üzerinde yaklaşık 1-2 puanlık yukarı yönlü baskı oluşturabileceği belirtildi.
Enflasyonun ana eğilimindeki gerilemenin faiz indirimleri için alan oluşturduğu, ancak enerji maliyetlerinin yüksek seyretmesinin indirimlerin hem zamanlamasını hem de büyüklüğünü sınırlayabileceği değerlendirildi.
Daha ihtiyatlı senaryolarda ise ekonomik koşulların bozulması halinde yıl sonuna kadar faiz indirimi yapılmaması ihtimalinin de bulunduğu ifade edildi.
Brent Petrolün Seyri Yakından İzlenecek
Yeni değerlendirmelerde petrol fiyatlarının ekim ayındaki toplantıya kadar belirgin şekilde gerilemesinin faiz indirimi ihtimalini artırabileceği belirtildi.
Buna karşılık enerji fiyatlarının yüksek seviyelerde kalıcı hale gelmesi durumunda faiz indirimlerinin ertelenebileceği değerlendirildi.
Brent petrolün 100 doların üzerinde kalmasının, TCMB'nin varsayımlarının üzerinde enflasyonist baskı oluşturabileceği ifade edildi.
Enerji maliyetlerinin yüksek seyrettiği bir ortamda erken faiz indiriminin maliyetlerin tüketici fiyatlarına geçişini güçlendirebileceği de raporlarda vurgulandı.
Bazı kurumlar, eylül ayı enflasyonunda belirgin bir yukarı yönlü sürpriz görülmemesi ve petrol fiyatları ile rafineri marjlarında yeni bir artış yaşanmaması halinde ekim ayında 100 baz puanlık faiz indirimi için alan oluşabileceğini değerlendirdi.
Fonlama Maliyetinde Normalleşme Yaşandı
TCMB'nin ağustos ayının sonunda bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlamasıyla daha önce yüzde 40 seviyesinde oluşan efektif fonlama maliyeti, politika faizi olan yüzde 37 seviyesine geriledi.
Kurumların önemli bir bölümü bu gelişmeyi 300 baz puanlık fonlama normalleşmesi olarak değerlendirdi.
Eylül toplantısında faizlerin sabit tutulmasının nedenleri arasında bu gevşemenin finansal koşullar üzerindeki etkilerinin izlenmek istenmesinin de bulunduğu görüşü paylaşıldı.
Raporlarda TCMB'nin söz konusu normalleşme adımının ardından yei bir faiz indirimi için acele etmemesinin ihtiyatlı bir yaklaşım olduğu belirtildi.
Koşulların uygun olması halinde normalleşmenin bir sonraki aşamasının politika faizinde ölçülü indirimler şeklinde gerçekleşebileceği öngörüldü.
Gözler Ekim Ve Aralık Toplantılarında
Kurumların yeni değerlendirmelerinde gözler özellikle 22 Ekim tarihli PPK toplantısına çevrildi.
Bazı kurumlar ekim toplantısında faiz indirimi için gerekli alanın oluşabileceğini değerlendirirken, genel beklentilerin ekim ve aralık aylarında yapılabilecek ölçülü indirimler üzerinde yoğunlaştığı görüldü.
Açık tahmin paylaşan kurumların yıl sonu politika faizi beklentileri yüzde 35-36 bandında bulunuyor.
Bu tahminlerde ağırlık merkezi ise yüzde 35 seviyesinde oluşuyor.
Bazı kurumların baz senaryosunda, 2026 yılının kalan iki PPK toplantısında 100'er baz puanlık iki faiz indirimi yapılması öngörülüyor.
Buna göre mevcut yüzde 37 seviyesindeki politika faizinin yıl sonunda yüzde 35'e kadar gerilemesi ihtimali kurumların bazı baz senaryolarında yer alıyor.
Ancak söz konusu oranların ekonomist ve kurum tahminleri olduğu, TCMB tarafından alınmış kesin bir faiz indirimi kararı anlamına gelmediği belirtiliyor. Faiz kararlarında enflasyon görünümü, enerji fiyatları, iç talep, finansal koşullar ve küresel gelişmeler belirleyici olmaya devam edecek.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.