Araştırma Ortaya Koydu: En Uzun Ömürlü Çocuklar Bu Aylarda Doğuyor
Elde edilen bulgular, hem araştırmacıların hem de anne-babaların ilgisini çekerken, sonuçlar “tesadüf mü, biyolojik bir avantaj mı?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Araştırmalara göre Mayıs ve Kasım aylarında doğan çocukların, diğer aylarda dünyaya gelenlere kıyasla daha uzun bir yaşam süresine sahip olma eğilimi gösterdiği belirlendi. Bu aylarda doğan bireylerin, yaşamları boyunca daha az sağlık sorunu yaşama ve daha sağlıklı bir hayat sürme ihtimallerinin yüksek olduğu gözlemlendi.
Bilim insanları, mevsimsel faktörler, annenin hamilelik dönemindeki çevresel koşulları, beslenme alışkanlıkları ve bağışıklık sistemi gelişiminin bu sonuçlar üzerinde etkili olabileceğini değerlendiriyor. Elde edilen veriler, doğum aylarının insan sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkilerine dair araştırmaları da yeniden hızlandırmış durumda.
Uzun Ömür Sadece Doğum Ayıyla Sınırlı Değil
Uzun yaşam üzerine yapılan çalışmalar yalnızca doğum ayına odaklanmıyor. Uzun ömürle ilgili en çok konuşulan kitaplardan biri olan İkigai: Uzun ve mutlu bir yaşamın Japon sırrı, Japonya başta olmak üzere dünyanın en uzun ömürlü insanlarının yaşadığı **“mavi bölgeler”**e dikkat çekiyor.
Héctor García ve Francesc Miralles tarafından kaleme alınan kitapta, uzun ve sağlıklı bir yaşamın yalnızca fiziksel alışkanlıklarla değil, kişilik özellikleri ve ruhsal dengeyle de yakından ilişkili olduğu vurgulanıyor.
Kitapta atıf yapılan 2012 tarihli bir araştırmaya göre, 100 yaşını aşan ya da bu yaşa çok yaklaşan bireylerin dikkat çeken bazı ortak özellikleri bulunuyor.
Uzun Yaşayanların Ortak Özellikleri
Araştırmalara göre uzun ömürlü bireylerde öne çıkan iki temel özellik dikkat çekiyor:
Olumlu bir tutum:
Uzmanlar, huzur ve mutluluğa öncelik vermenin sadece ruh sağlığını değil, yaşam süresini de etkileyebileceğini belirtiyor. Çalışmanın ortak yazarlarından Dr. Nil Barzilai, uzun ömürlü kişilerin çoğunun “iyimser, dışa dönük ve hayata karşı esnek” bir bakış açısına sahip olduğunu söylüyor. Bu kişilerin gülmeyi hayatlarının vazgeçilmez bir parçası olarak gördüğü ifade ediliyor.
Yüksek duygusal farkındalık:
Araştırmaya göre uzun yaşayan insanlar, duygularını bastırmak yerine sağlıklı biçimde ifade edebiliyor. Bu durum, hem ilişkileri güçlendiriyor hem de stresle başa çıkmayı kolaylaştırıyor. Uzmanlar, duygularını doğru şekilde yönetebilen bireylerin daha mutlu ve dengeli bir yaşam sürdüğüne dikkat çekiyor.
Bilim insanları, bu özelliklerin uzun ömre doğrudan katkı sağlayıp sağlamadığının netleşmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Ancak ortaya çıkan tablo, uzun ve sağlıklı bir yaşamın yalnızca genetik ya da doğum ayıyla değil, hayata bakış biçimiyle de yakından ilgili olduğunu gösteriyor.