Eğitim İlke-Sen tarafından yapılan basın açıklaması şu şekilde:
Millî Eğitim Bakanlığı, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adı altında uygulamaya koyduğu yeni müfredat programıyla birlikte ölçme ve değerlendirme süreçlerinde de köklü değişikliklere gitmiştir. Bu kapsamda öğretmenlerin omuzlarına yüklenen "Öğrenci Gelişim Dosyası" ve buna bağlı "Gelişim Raporları" uygulaması hem hukûkî hem de pedagojik açıdan kabul edilemez bir dayatmadır.
Eğitim İlke-Sen olarak, söz konusu uygulamanın eğitimciler üzerinde oluşturduğu baskıyı ve eğitim sistemi üzerinde yaratacağı tahribatı aşağıdaki gerekçelerle reddediyoruz:
1. Nesnellikten Uzak ve Fişlemeye Açık Bir Yöntemdir:
Öğretmenlerden, öğrencilerin sadece akademik başarılarını değil; soyut "değerler", "sosyal beceriler" ve "eğilimler" üzerinden de değerlendirilmesi istenmektedir. Somut ölçütleri olmayan, tamamen öğretmenin sübjektif kanaatine bırakılan bu raporlama; öğrenciyi etiketlemeye, damgalamaya ve nesnel olmayan yargılarla kayıt altına almaya açıktır. Bu durum, ölçme ve değerlendirmenin temel ilkesi olan "objektiflik" ilkesine aykırıdır.
2. Öğretmenlik Mesleği ile Bağdaşmayan Uzmanlık Alanları:
Öğretmenler; pedagog, psikolog veya sosyolog değildir. Öğrencinin iç dünyasına, sosyal uyumuna veya manevi gelişimine dair "uzman görüşü" niteliğinde raporlar düzenlenmesinin istenmesi, öğretmene meslekî formasyonunun dışında bir sorumluluk yüklemektir. Bu durum, hukuken "görevin sınırlarının belirsizleşmesi" anlamına gelir.
3. Bu Dayatma "Angarya" Kapsamındadır, Dolayısıyla Hukuken Suçtur:
Yürürlükteki Anayasanın 18. maddesinde "Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır." hükmü yer almaktadır. Öğretmenlerin mesai saatleri ve aslî görev tanımları bellidir. Ders yükünün üzerine, her bir öğrenci için sayfalarca veri girişi yapılmasını, gözlem formları doldurulmasını zorunlu kılan bu uygulama, karşılığı ödenmeyen ve aslî görevi engelleyen bir iş yükü olduğu için kesin bir biçimde angaryadır.
4. Veri Güvenliği ve Mahremiyet Riski:
Öğrencilerin gelişimsel ve davranışsal özelliklerinin dijital sistemlere (e-Okul vb.) kaydedilmesi, 6698 sayılı “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu” (KVKK) açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Çocuğun mahremiyetini ihlal edebilecek bu verilerin ileride yine onun aleyhine kullanılmayacağının garantisi yoktur.
Millî Eğitim Bakanlığı, sahanın gerçeklerinden kopuk, öğretmeni evrak memuruna dönüştüren, öğrenciyi "veri yığını" olarak gören ve yukarıda saydığımız mahsurları barındıran bu uygulamayı derhâl iptal etmelidir.
Bu gerekçeler nedeniyle öğretmenleri aslî sorumluluklarından koparan, mesleğin haysiyetini zedeleyen bu angarya ve bürokratik dayatmalara karşı durmak amacıyla Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı ortaokul ve lise kademelerinde görev yapan üyelerimiz, Sendika Yönetim Kurulumuzun 08.01.2026 tarih ve 1 nolu kararına istinaden 2025-2026 öğretim yılı sonuna kadar mezkûr “Öğrenci Gelişim Raporları”nı doldurmayacaklardır.