SGK Uzmanı ve Türkiye Gazetesi yazarı İsa Karakaş'ın köşesine taşıdığı Yargıtay kararı, işyerinde hakaret, kişilik haklarının ihlali ve fazla mesai alacakları açısından dikkat çekti. İstanbul'da güvenlik görevlisi olarak işe başlayan ve 22 yıl içinde direktörlüğe kadar yükselen çalışanın açtığı davada Yargıtay, hem fazla mesai hesabına hem de manevi tazminat miktarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
22 Yıllık Çalışanın İşvereniyle Yaşadığı Olaylar Mahkemeye Taşındı
Dava, 1998 yılında İstanbul'da güvenlik görevlisi olarak işe başlayan ve 22 yıl içinde idari işler müdürlüğü ile direktörlüğe kadar yükselen bir çalışanın yaşadıkları üzerine açıldı.
Çalışan, üç ayrı alışveriş merkezinin güvenlik, temizlik ve tadilat işlerini koordine ediyordu. Gece yarısına kadar süren çalışmalarına rağmen işvereninin ağır hakaretlerine ve fiili müdahalesine maruz kaldığını belirtti.
30 Mayıs 2020 tarihinde işveren yetkilisi İ.G., diğer çalışanların önünde işçinin cep telefonunu alarak yere fırlattı ve kırdı.
29 Haziran 2020 tarihinde ise aynı işveren yetkilisinin herkesin içinde işçiye ağır küfürler ederek azarladığı belirtildi.
Yaşanan olayların ardından iş sözleşmesini haklı nedenle fesheden direktör, haklarını almak için yargıya başvurdu.
İşveren Fazla Mesai Talebine İtiraz Etti
Davalı işveren, mahkemede çalışanın iddialarını reddetti.
İşçinin asgari ücretin çok üzerinde maaş alan üst düzey bir operasyon yöneticisi olduğunu savunan işveren, çalışanın kendi çalışma saatlerini kendisinin belirlediğini ileri sürdü. Bu nedenle fazla mesai talebinin reddedilmesini istedi.
İşveren ayrıca 2011 yılında çalışana ev alması amacıyla verilen 40 bin TL'lik yardımın da işçinin alacaklarından düşülmesi gerektiğini savundu.
Mahkeme Haftalık 33 Saat Fazla Mesai Alacağına Hükmetti
İlk Derece Mahkemesi, dosyadaki e-posta kayıtları ve telefon görüşmelerini inceleyerek çalışanın işe giriş ve çıkışlarının işveren tarafından sürekli denetlendiğini tespit etti.
Mahkeme, yapılan inceleme sonucunda işçi lehine haftalık 33 saatlik fazla mesai alacağına hükmetti.
Ayrıca ağır hakaretler ve telefonun kırılması nedeniyle çalışanın şeref ve haysiyetinin zedelendiği değerlendirilerek işverenin 5 bin TL manevi tazminat ödemesine karar verildi.
İstinaf Mahkemesi de ev yardımı gibi mali hesaplamalarda bazı düzeltmeler yaparak kararı genel hatlarıyla onadı.
Yargıtay Kararı İki Temel Noktadan Bozdu
Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kararı işçi lehine iki temel noktadan bozdu.
İlk olarak, işçinin üç ayrı alışveriş merkezinde sürekli görev yapması ve operasyon yöneticisi olduğu tarihin belirlenmesi gerektiği ifade edildi. Fazla mesai hesabının, çalışanın yöneticilik görevine geçtiği kesin tarih dikkate alınarak tanık beyanlarıyla yeniden netleştirilmesi gerektiği belirtildi.
Yargıtay, manevi tazminat konusunda da verilen 5 bin TL'lik miktarı yetersiz buldu.
5 Bin TL Manevi Tazminat Yetersiz Bulundu
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işveren yetkilisinin herkesin içinde ağır küfürler etmesi ve çalışanın telefonunu yere fırlatarak kırması karşısında hükmedilen manevi tazminatın son derece yetersiz olduğunu belirtti.
Kararda şu ifadelere yer verildi:
“İşveren yetkilisince gerçekleştirilen; toplum nezdinde kişinin şahsiyet ve saygınlığını zedeleyen ağır küfürler ve telefonun fırlatılarak kırılması eylemlerinin ağırlığı karşısında, hükmedilen 5.000 TL manevi tazminat son derece yetersizdir. Kılıç yarası geçer, dil yarası geçmez. Hele bu dil, herkesin içinde galiz küfürle konuşmuşsa, yara daha derin olur.”
Yargıtay, manevi tazminat miktarının yaşanan olayların ağırlığı dikkate alınarak caydırıcı bir seviyeye yükseltilmesi gerektiğine hükmetti.
Dosya, yeniden değerlendirme yapılması için İstinaf Mahkemesi'ne gönderildi.
Yargıtay Kararının Çalışanlar Açısından Önemi
SGK Uzmanı İsa Karakaş, köşe yazısında kararın işçi ve işverenler açısından taşıdığı sonuçlara dikkat çekti.
Kararda öne çıkan hususlar şöyle:
İşyerinde eşya fırlatılması ve çalışanlara toplum içinde ağır küfürler edilmesi, kişilik haklarının ihlali kapsamında değerlendiriliyor.
Bu tür eylemler nedeniyle hükmedilecek manevi tazminatın, olayın ağırlığıyla orantılı olması gerekiyor.
Çalışanın müdür veya direktör unvanına sahip olması, tek başına fazla mesai hakkını ortadan kaldırmıyor.
Çalışma saatleri e-posta veya başka yöntemlerle üst yönetim tarafından sıkı şekilde takip edilip denetleniyorsa fazla mesai hakkı doğabiliyor.
Karar, işçinin yalnızca maddi alacaklarının değil, kişilik haklarının ve toplum nezdindeki itibarının da hukuki koruma kapsamında olduğunu ortaya koyuyor.