Devre tatil sözleşmeleri nedeniyle yaşanan ücret iadesi uyuşmazlıklarında Yargıtay'dan dikkat çeken bir karar çıktı. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, cayma hakkını süresi içinde kullanan bir tüketicinin açtığı davaya ilişkin ilk derece mahkemesinin kararını kanun yararına bozdu.
Resmi Gazete'de yayımlanan kararın, benzer durumda bulunan çok sayıda tüketici açısından emsal teşkil etmesi bekleniyor.
15 Bin Lira Ödeme Yaptı, Ardından Cayma Hakkını Kullandı
Karara konu olayda, bir tüketici devre tatil üyelik sözleşmesini imzaladığı gün 15 bin lira ödeme gerçekleştirdi.
Daha sonra yasal süre içerisinde cayma hakkını kullanan tüketici, noter aracılığıyla şirkete ihtarname göndererek sözleşmeden döndüğünü bildirdi.
Ancak şirket, yapılan başvuruya rağmen ücret iadesini gerçekleştirmeyince tüketici icra takibi başlattı ve uyuşmazlık yargıya taşındı.
Şirket Ücreti Dava Sırasında İade Etti
Yargılama sürecinde davalı şirket, tüketicinin ödediği bedelin kredi kartına iade edildiğini belirterek buna ilişkin banka dekontlarını mahkemeye sundu.
Şirket, bu gerekçeyle davanın reddini talep etti.
İlk Derece Mahkemesi Davayı Reddetti
İlk derece mahkemesi ise, kanunda belirtilen 90 günlük süre dolmadan icra takibi başlatıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verdi.
Bunun üzerine dosya, Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına temyiz başvurusu kapsamında Yargıtay'ın önüne geldi.
Yargıtay: Tüketicinin Cayma Hakkı Korunmalı
Dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında tüketicilerin devre tatil sözleşmelerinde 14 gün içinde hiçbir gerekçe göstermeden ve cezai şart ödemeden cayma hakkını kullanabileceğini hatırlattı.
Yüksek Mahkeme, ilk derece mahkemesinin 90 günlük süreye ilişkin değerlendirmesini hukuka aykırı bularak Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına temyiz talebini kabul etti ve kararı kanun yararına bozdu.
Karar Binlerce Tüketici İçin Emsal Niteliği Taşıyor
Yargıtay'ın verdiği kararın, devre tatil sözleşmelerinde cayma hakkını kullandığı halde ücret iadesi konusunda sorun yaşayan tüketiciler açısından emsal oluşturması bekleniyor.
Hukukçular, benzer uyuşmazlıklarda bu kararın mahkemeler açısından önemli bir yol gösterici niteliği taşıyacağını değerlendiriyor.