Fon skandalında parası içeride kalan yatırımcıların, yatırdıkları parayı ne zaman ve nasıl geri alabileceği merak edilirken süreçle ilgili yeni bilgiler paylaşıldı. SPK tarafından tasfiyesine karar verilen 132 fonda yaklaşık yarım milyon yatırımcının milyarlarca liralık parasının bulunduğu belirtiliyor.
Fonlardaki bazı varlıkların değer kaybetmesiyle yatırımcıların zararının arttığı ifade edilirken, paraların iadesinin nasıl gerçekleştirileceği konusunda uzmanların değerlendirmeleri gündeme geldi.
Paraların İadesi Nasıl Yapılacak?
Türkiye Gazetesi'nde yer alan habere göre, fonlarda bulunan paraların iade sürecinin 5 yıla kadar uzayabileceği belirtildi.
Hukukçu Sabri Canpolat'ın aktardığı bilgilere göre, sürecin bürokratik ve zamana yayılan bir yapıya sahip olması bekleniyor. Canpolat, paranın yurt dışından Türkiye'ye getirilmesiyle ilgili süreci şöyle anlattı:
“Süreç bürokratik ve zamana yayılan bir yapıya sahip. İlk adım, savcılığın Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü ve MASAK aracılığıyla İsviçre adli makamlarından tedbir talep edilmesi. Paranın fiilen Türkiye’ye iade edilmesi için genellikle Türkiye’deki ceza davasının kesinleşmesi veya İsviçre mahkemelerinin ikna olacağı seviyede bir adli mutabakat gerekir. Bu süreç uluslararası pratikte ortalama 2 ila 5 yıl sürebilir.”
Yatırımcılara Ne Kadar Para Ödenecek?
Tasfiye sürecinde SPK ve Takasbank gözetiminde fonların bünyesinde bulunan mevcut menkul kıymetlerin nakde çevrilerek yatırımcılara payları oranında dağıtılacağı belirtildi.
Ancak fon içerisindeki paraların sahte hisselere bağlanmış, yok edilmiş veya temerrüde düşürülmüş olması halinde ortaya çıkan açığın kapatılması için farklı bir süreç izlenebilecek.
Bu kapsamda şüphelilerin şahsi malvarlıkları ile yurt dışına çıkarılan paralara yönelik tedbirlerin paraya çevrilmesinin beklendiği aktarıldı.
Şirketlerin Sorumluluğu Ne Olacak?
Fonlarla bağlantılı şirketlerin sorumluluğuna ilişkin değerlendirmelerde ise holding bünyesindeki şirketler arasında fon aktarımı yapıldığının veya fon yöneticilerinin holding çıkarları doğrultusunda hareket ettiğinin ispatlanması halinde şirketlerin de sorumluluğunun gündeme gelebileceği belirtildi.
Hukukçu Sabri Canpolat'ın aktardığı değerlendirmeye göre, kurumsal yapıların suç fiilini gizlemek amacıyla kullanıldığının ortaya konulması halinde hâkim şirket, bağlı portföy şirketi ve fonların uğradığı zararlar bakımından doğrudan ve zincirleme sorumluluk söz konusu olabilecek.
İyiniyetli üçüncü kişilerin meşru alacakları hariç olmak üzere, operasyonda kullanılan holding ve grup şirketlerinin varlıklarının da mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla haciz ve tasfiye sürecine konu edilebileceği ifade edildi.