Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, çocukların eğitim hakkına ekonomik nedenlerle erişimde yaşanan sorunların azaltılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) kanun teklifi sundu. Avşar, devlet okullarında eğitim gören öğrenciler için kırtasiye desteğinin ücretsiz sağlanmasını ve dar gelirli ailelere yönelik “okula başlangıç desteği” oluşturulmasını istedi.
Yoksulluk Ekonomik Temelli Bir Sosyal Kriz Olarak Değerlendirildi
Kanun teklifinin gerekçesinde yoksulluğun yalnızca ekonomik bir sorun olmadığına, sosyal ve toplumsal sonuçları bulunan geniş kapsamlı bir kriz olduğuna dikkat çekildi.
Avşar, yoksulluğun ortalama yaşam süresinden beslenmeye, sağlıktan ulaşıma ve barınmaya kadar temel yaşam hakkını doğrudan etkilediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Yoksulluk, ekonomik temelli sosyal ve toplumsal sonuçları olan bir krizdir. Ortalama yaşam süresinden beslenmeye, sağlıktan ulaşıma ve barınmaya kadar temel yaşam hakkını doğrudan etkilemektedir.”
TÜİK Verilerine Göre Yoksulluk Oranı Yüzde 21,2’ye Yükseldi
Avşar, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması verilerine dikkat çekti. Buna göre Türkiye’de en az 17 milyon 821 yurttaşın en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak seviyede yoksulluk yaşadığını belirten Avşar, yoksulluk oranının yüzde 21,2’ye yükseldiğini ifade etti.
Avşar, bu tabloyu “her on yurttaştan ikisinin yoksul hale gelmesi” şeklinde değerlendirdi.
Düşük asgari ücret, yüksek vergiler ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin çalışan yoksulluğunu artırdığını belirten Avşar, 2025 yılında Türkiye’de çalışanların yoksulluk oranının yüzde 12,2 olduğunu söyledi.
Geniş tanımlı işsizliğin yüzde 30,6 seviyesinde bulunduğuna dikkat çeken Avşar, yüksek işsizliğin yoksulluk sorununu daha geniş kitlelere ve ailelere taşıdığını ifade etti.
Açlık Sınırı 37 Bin 388 TL, Asgari Ücret 28 Bin 75 TL
Avşar, ücretlerin enflasyon karşısında değer kaybettiğini ve milyonlarca çalışanın satın alma gücünün gerilediğini belirtti. Çalışanların yarısına yakınının açlık sınırının altında kalan asgari ücretle çalışmasının yoksulluğun kitlesel hale geldiğini gösterdiğini söyledi.
Avşar, Ağustos 2026 dönemine ilişkin rakamları şöyle açıkladı:
“2026’in Ağustos Ayı dört kişilik ailenin aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 37 bin 388 TL. Gıda ile birlikte diğer tüm temel harcamalar için haneye girmesi gereken toplam gelir tutarı (yoksulluk sınırı) ise 121 bin 786 TL. Asgari ücret ise yalnızca 28 bin 75 TL’dir. Aynı dönemde en düşük memur maaşı 70 bin 224 TL, en düşük emekli aylığı ise 23 bin 553 TL seviyesinde kalmıştır.”
Çocukların Yüzde 36,8’i Yoksulluk Riski Altında
Avşar, ekonomik sorunlardan en fazla etkilenen grupların başında çocukların geldiğini belirtti.
TÜİK verilerine göre 2025 yılında 18 yaşından küçük çocukların yüzde 36,8’inin yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olduğunu ifade eden Avşar, Türkiye genelinde yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında bulunan toplam nüfus oranının ise yüzde 29,3 seviyesinde olduğunu aktardı.
Yoksulluğun Çocukların Gelişimine Etkisine Dikkat Çekildi
Çocukların yaşamlarının en fazla desteğe ihtiyaç duydukları dönemlerinde sağlık, beslenme ve eğitim gibi temel haklardan mahrum kalmasının fiziksel ve zihinsel gelişimleri açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirten Avşar, çocuk yoksulluğuna ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Çocukların hayatlarının en çok ihtiyaç duydukları döneminde sağlık, beslenme ve eğitim gibi temel haklardan mahrum kalmaları, onların fiziksel ve zihinsel gelişimini olumsuz etkilemektedir. Yoksulluk içinde büyüyen çocuklar, erken yaşta çalışma hayatına girmek zorunda kalmakta ve çocuk işçiliği hızla artmaktadır. Çocukların nitelikli eğitim alması ve özgüvenli büyümesi bakımından merkezi bütçeden daha fazla kaynak ayırmak ve etkili politikalar hayata geçirmek gerekmektedir.”
Kamusal Politikaların Çocukların Mutluluğuna Odaklanması İstendi
Sosyo-ekonomik farklılıkların çocuklar arasında çeşitli ayrışmalara, akran zorbalığına ve sosyal dışlanmaya neden olabildiğini belirten Avşar, kamusal politikaların çocukların mutluluğunu merkeze alması gerektiğini ifade etti.
Avşar’a göre çocukların fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması ve eğitimde eşitliğin sağlanması açısından devlet okullarında öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik “okul başlangıç desteği” önemli bir adım olacak.
Eğitim Hakkı İçin Kanuni Güvence Vurgusu
Eğitimin Anayasa tarafından güvence altına alınmış temel insan haklarından biri olduğunu belirten Avşar, eğitimin adil ve erişilebilir olması gerektiğini söyledi.
Ekonomik güçlük yaşayan ailelerin çocuklarının eğitimden mahrum kalabildiğini belirten Avşar, bunun eğitim alanında ciddi eşitsizliklere ve hak ihlallerine neden olduğunu ifade etti.
Avşar, “okul başlangıç desteğinin” eğitimdeki eşitsizliklerin azaltılması ve hak temelli bir eğitim sisteminin oluşturulması açısından önemli bir adım olacağını belirtti.
Milli Eğitim Temel Kanunu’nda Değişiklik Önerildi
Avşar, TBMM’ye sunduğu teklif kapsamında Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 53. maddesinde değişiklik yapılmasını önerdi.
Teklif ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın devlet okullarında eğitim gören ve talepte bulunan öğrencilerin kırtasiye malzemelerini her eğitim-öğretim yılı başında ücretsiz olarak sağlaması amaçlanıyor.
Bunun yanı sıra kanuna eklenecek yeni bir maddeyle, devlet okullarında eğitim giderlerinin karşılanması amacıyla dar gelirli ailelere “okula başlangıç desteği” verilmesi öngörülüyor.
Desteğin, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde uygulanması teklif ediliyor.
Destek Sosyal Yardım Değil, Eğitim Hakkı Olarak Düzenlenecek
Avşar, teklifin temel amacının eğitim için sağlanacak desteği mevcut sosyal yardım anlayışından çıkararak doğrudan eğitim hakkının güvencesi haline getirmek olduğunu belirtti.
Avşar bu konuda şu ifadeleri kullandı:
“Böylece, bu hak; sosyal ve ekonomik destek kapsamında sağlanan ‘sosyal yardım’ statüsünden çıkarılmış; adil ve erişebilir bir eğitimi kanuni güvenceye alan bir hak olacaktır.”
Okula Başlangıç Fonu İçin Kanun Teklifi Verildi
Avşar, teklifin gerekçesini kamuoyuna açıklarken Türkiye’deki ekonomik tabloya ilişkin şu verileri sıraladı:
Her 10 kişiden 2’si yoksul.
Açlık sınırı 37 bin 388 TL iken asgari ücret 28 bin 75 TL.
Çalışanların yarısı asgari ücretli ve açlık sınırında.
Geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 30,6.
Yıllık enflasyon yüzde 31,51 seviyesinde bulunuyor.
Çocukların yüzde 36,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında.
Avşar, bu tablo karşısında adil ve erişilebilir eğitimin Anayasal bir hak olduğunu vurgulayarak kamusal politikaların çocukların mutluluğuna odaklanması gerektiğini belirtti.
Teklif ile eğitim hakkının sosyal yardım kapsamında değil, doğrudan bu hakkı güvence altına alan bir “Okula Başlangıç Fonu” aracılığıyla desteklenmesi amaçlanıyor.